Bolu’dan Dünyaya Serilen Lamine Parke
Bolu’nun en köklü firması Abant Parke yeni bir laminen ile dünyaya açılmaya hazırlanıyor. Yıllarca ekonomide Bolu’nun lokomotifi olan Abant Parke ürettiği en dayanıklı ve ucuz laminen ile piyasaları sallıyor. Yeni ürünleri için Türk Patent Enstitüsü’ne müracaatta bulunan Abant Parke Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Işın gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.
Birkaç yıldır üzerinde çalıştıkları ürünlerin çeşitli deneylerden başarıyla geçtiğini ve daha sonra piyasaya sürdüklerini ifade eden Abant Parke Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Işın “Ürettiğimiz laminemizin özelliği döşendikten sonra ses çıkarmamasıdır. Ayrıca 7 santim arayla döşediğimiz çok ince çubuklarla da esnekliğini sağlıyoruz. Laminenin bir başka özelliği de, parkenin altına sürdüğümüz kimyasallar sebebi ile ısıyı 3 saat süresince tutması ve suyu itici özelliğinin olmasıdır. Herhangi bir su baskınında da diğerlerine oranla su itici özelliği olmasıdır. Diğer laminelere dokunduğunuzda kaygan bir zeminle temas ederken, ürettiğimiz laminemize dokunduğunuzda ağacın dokusuyla karşılaşırsınız.
Yapmış olduğumuz ürün piyasanın yarı fiyatına olması ise cazip olmasını sağlıyor. Bu gün piyasada en ucuz lamine 45 TL’ye satılırken, sessiz, su itici ve ısı yalıtımını sağlayan ürünümüz 29 TL den satılmaktadır. Bu yıl Antalya’da 5 tane 5 yıldızlı otelin laminelerini döşedik ve aldığımız sonuç mükemmel oldu. Yakında yapacağımız ihracatların anlaşmalarında da son aşamaya geldik. Ürettiğimiz yeni ürün Bolu’nun markası olacak ve Bolulu olan herkesin ürettiğimiz lamine markasından gurur duyacağını biliyorum. En iyiyi, en ucuza, uzun ömürlü, ısıyı saklayan, suya dayanıklı ve doğal dokulu lamineler yakın zamanda bütün herkesin arayacağı ürün olacak” dedi.
Haluk Işın, uzun yıllar Bolu Belediye Başkanlığı yapan rahmetli Muzaffer Işın’ın iki oğlundan biri. Yıllardır ticaretle uğraşan Haluk Işın’la Bolu’yu konuşmadan geçemedik. Haluk Işın’a Bolu’yu nasıl görüyorsunuz diye sorduk. Bolu büyüyor ama bu şekilde büyümesini beğenmiyorum diyen Işın “Avrupa’ya da yurt dışına gidenler iyi izleyebilirlerse Bolu’nun ne kadar güzel bir şehir olduğunu fark edeceklerdir. Bolu’nun İsviçre’den diğer termal ülkelerinden çok daha güzel şehir olduğunu göreceklerdir. Bunun için Bolu’yu düşünenler mutlaka büyük düşünmeli, hedefleri büyük olmalıdır. Bakınız, Türkiye’nin en şifalı Termal suyu Bolu’da olmasına rağmen boşa akıtıyoruz. 1980 Yılı sonrasında Frankfurt Üniversitesinden Profesör Rithle’yi davet ederek Bolu’yu ve Termali dolaştırdık. İncelemeleri sonrası Termalin Akkayalar boğazına kadar uzandığını ve çok önemli bir madenin üzerinde oturduğumuza rağmen kıymetini bilmediğimizi, suları boşuna akıttığımız söyledi. Bunun için bizlere bazı önerilerde bulundu; öncelikle termal suyun olduğu yerde mermerin olmaması gerekir, dedi. Mermerin özelliği itibarıyla yapısındaki moleküllerin termal suyun içerisindeki moleküler ile etkileşime girdiğini ve termal suyun özelliğini kaybetmesine yol açtığını belirtmişti. Bunu engellemek içinse suyun fayans gibi sırlı yüzeylerde muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Sonrada, suyu aslanağzından kullanmayın, su vücudunuza çarparak gidiyor, bu yanlış dedi. Termal suyunun şifa özelliğinin içerisinde olmanız ve vücudunuzun suyun içerisine olmasıdır dedi. Zamanın Valisi Gökhan Aydıner’de bu konuşmalar sırasında oradaydı. Vali Aydıner, yetkilileri uyararak rapor tutturdu. Büyük kaplıca tamire girdiğinde gördük ki uyarılar dikkate alınmamış ve mermer döşeniyor. Raporun valilikte olması gerekir! Sonrasında Frankfurt’tan gelen hoca ülkesine geri döndü.
Sazakiçi taraflarında çıkartılan gazdan bahsedilir, bu olay nedir?
1980 Sonrası Frankfurt Üniversitesinden birçok profesörü misafir ettik. Bunlardan biri de Profesör Heart idi. Hoca Bolu’da 8 ay kaldı ve çok araştırmalar yaptı. O zamanın MTA yetkilileri Bolu’da araştırma yapıyorlarmış. Onlarla birlikte ortak çalışmalarımız oldu. Sazakiçinde gaz bulunduğunu öğrendik ve sondaja başladık, hoca dikkatli bir şekilde çalışarak her 2-3 metreden toprak numuneleri alıp özel kaplar ile Almanya’ya götürüp orada laboratuarda inceledikten sonra çalışmayı durdurdu ve bizlere artık daha dikkatli olmamız gerektiğini buradaki gazın Karbondioksit gazı olduğunu tedbirsiz davranılırsa gazın uçabileceğini belirtti ve bir kompresör bulunmasını istedi. O an için kompresörü ana tamir haneden temin ettik. Bu esnada bizlere burada olan karbondioksit gazının özelliklerinden ve kullanım alanlarından bahsetti. Kompresörle içeriye biraz hava gönderdi ve içeriden müthiş bir gürültü ile gaz gelmeye başladı. Öyle bir basınçla geliyordu ki gaz çıkan sesten birbirimizi 1 metre mesafeden duyamıyorduk, çıkan top büyüklüğündeki kaya parçaları metrelerce havaya fırlıyordu yakınlardakiler uçak düştü sanarak yardıma bile gelenler olmuştu.
Profesör Heart ustalıkla hemen gazı vana ile kapatarak akışını durdurdu. Bizim çalışmalarımızı duyan tarla sahiplerine birileri giderek 10-15 kişilik şirket kurdurdular. Kurdukları şirketle birlikte burada çalışma yaptılar ama o zamanlar ülkede bu teknoloji olmadığından bilinçsiz yapılan çalışmalar ile gazın boşalmasına neden oldular. Böylelikle her yerde kullanabileceğimiz -77 dereceye kadar dayanıklı gazı boşa göndererek önemli bir madenden olduk” dedi.
Bolu ovası Karadeniz’in içinde
Profesör Heart ile Bolu’yu gezerken elindeki haritalar üzerinden Bolu için ilginç açıklama yaptığını belirten Haluk Işın “Bolu ovasının binlerce yıl öncesinde Karadeniz’in içinde olduğunu, denizin Karacasu Dağının altına kadar dayandığını bunu isterse bana ispatlayabileceğini söyledi. Bana buralarda yeni açılmış bir orman yoluna gitmemizi söyledi, beraber Yedigöller tarafına gittiğimizde elindeki çekiç ile yeni açılmış yolun kenarında bulunun kaya kütlesinin kenarına vurarak oradan iki adet taş parçası aldı. Sonradan bunların içlerine baktığımızda fosilleşmiş istiridye ve midyeleri gördük. Bu iki adet taşın bir tanesi bende, diğeri de hoca ile Almanya’ya gitti” dedi.
Geçmişimizi ve Tarihimizi bilmiyoruz
Biz ne geçmişimizi, ne tarihimizi ne de kültürümüzü bilmiyoruz. Bolu, insanı sessiz sedasız, her şeye evet diyebilecek yapıda diyen Işın “Size İstanbul’da toplantıda Kayserili bir işadamının Bolu için anlattığı fıkrayı anlatayım. Toplantı için İstanbul’da Sheraton Otelinde yemeklerimizi yedik, muhabbet ediyoruz. Karşı masada bulunan Kayserili bir işadamı bizim masamıza geldi oturdu sohbet ettik. Bolu deyince size fıkra anlatacağım ama alınmayın” dedi.
Fıkra şöyle; İnsanlar ölmeden evvel cennet ve cehennem gezdirilip tercihlerini ona göre yapmaları isteniyormuş. Cenneti ve cehennemi tıpkı bu dünyada olduğu gibi ülkeler, hatta şehirler bile ayrı ayrıymış. Cenneti gezen insanlar, cehennemi de gezmişler. Ülkeleri dolaşmışlar sonrada illeri. Her cehennem de bağırmalar sesler inanılmaz yüksek seviyede. Derken bir yerde Zebaniler dolaşmıyor, hiç ses gelmiyormuş merak etmişler, neresi burası deyince, Bolu cehennemi demişler. Zebaniler yok, kaçmak için çıkmıyorlar mı, diye sorunca da, kim çıkacak olsa diğerleri ayaklarından çekiyor, demişler.
Masamıza gelen Kayserili iş adamı, kusura bakmayın ama Türkiye’nin en güzel kentinde yaşıyorsunuz, kıymetini bilmiyor ve bir birinize destek olmuyorsunuz, dedi. İşte Bolu bu ama bundan sonra inancım o ki, Bolu böyle olmayacaktır.
Kısaca Bolu yaşanılabilecek, tarihi, geçmişi, kültür ve turizmiyle cennet bir şehir. Onun için Bolu’yu düşünenler, Cennet Bolu olmasını sağlamalıyız” diye konuştu
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.



Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın